86) YİRMİNCİ LEM’A İHLAS HAKKINDA

86) YİRMİNCİ LEM’A İHLAS HAKKINDA

ADAD

Hulusi Bey

YİRMİNCİ LEM’A İHLAS HAKKINDA

Hulusi Bey:

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَٓائِهَا وَ عَافِيَةِ اْلاَبْدَانِ وَ شِفَٓائِهَا وَ نُورِ اْلاَبْصَارِ وَ ضِيَٓائِهَا وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ وَ سَلِّمْ

اَمِينَ

-: İbn Mes’ûd (R.A) dan rivayet edildiğine göre: Bir gece Peygamber aleyhisselamla namaz kıldım. Kıyamı o kadar uzattı ki, sevimsiz bir iş yapmayı bile düşündüm dedi. Ne yapmak istedin? Denildi. Peygamber aleyhisselamı kıyamda bırakıp oturmak istedim dedi.

Enes (R.A)’den rivayet edildiğine göre. Rasûlu Ekrem şöyle demiştir: “Üç şey ölünün ardından kabre kadar gider; ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi döner, biri kalır. Dönenler ailesi ile malı, kalanda amelidir.”

İbn Mes’ûd (R.A)’den rivayet edildiğine göre peygamber aleyhissellam: “Cennet size ayakkabınızın bağından daha yakındır. Cehennem de öyledir.” Buyurmuşlardır.

4/9/1974

Hulusi Bey: Haydi.

Bir çocuk ezber okuyor: Birtek gayem vardır: O da, mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz. Bu ses, âlem-i İslâmın iman esaslarını zedeliyor. Halkı, bilhâssa gençleri imansız yaparak kendisine bağlıyor. Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücadele ederek gençleri ve müslümanları imana davet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu mücahedem ile inşâallah Allah huzuruna girmek istiyorum, bütün faaliyetim budur. Beni bu gayemden alıkoyanlar da, korkarım ki bolşevikler olsun!

Hulusi Bey: Peki.

-:

YİRMİNCİ LEM’A

İHLAS HAKKINDA

(Onyedinci Lem’anın Onyedinci Notasının yedi mes’elesinden, beş noktadan ibaret olan ikinci mes’elesinin birinci noktası iken, ehemmiyetine binaen Yirminci Lem’a oldu.)

Hulusi Bey: Notası iken, notası iken. Değil mi?

-: Noktası efendim diyor.

Hulusi Bey: Notadır o. Nokta mıdır?

-: Burda nokta yazıyor efendim.

Hulusi Bey: Ne ise öyle olsun.

-: Ehemmiyetine binaen Yirminci Lem’a oldu.

 

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

اِنَّا اَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّينَ اَلاَ لِلّٰهِ الدِّينُ الْخَالِصُ

Hulusi Bey: ٭صَدَقَ اللّٰهُ العَظ۪يمُ٭

 -: âyetiyle ve

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

هَلَكَ النَّاسُ اِلاَّ الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ اِلاَّ الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ اِلاَّ الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلَى خَطَرٍ عَظِيمٍ

-ev kema kal-

Hulusi Bey:  صَدَقَ رَسُولُ اللّٰهِ

-: Hadîs-i şerifi, ikisi de ihlas ne kadar İslâmiyette mühim bir esas olduğunu gösteriyorlar. Bu ihlas mes’elesinin hadsiz nüktelerinden yalnız “Beş Nokta”yı muhtasaran beyan ederiz.

            BİRİNCİ NOKTA:

             Mühim ve müdhiş bir sual: Neden ehl-i dünya, ehl-i gaflet, hattâ ehl-i dalalet ve ehl-i nifak rekabetsiz ittifak ettikleri halde; ehl-i hak ve ehl-i vifak olan ashab-ı diyanet ve ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat, neden rekabetli ihtilaf ediyorlar? İttifak ehl-i vifakın hakkı iken

Hulusi Bey: İçimize kurt girmiş, kurt. Fesad girmiş. Fakat fesadda ben fesada geliyorum diyerek girmiyor. Islah için geliyorum diyor. Bu zamanda size lazım olan şeylerden bahsedeceğim. Sizi irşad edeceğim. Birkaç tatlı sözle, bizim fikrimizi çelebiliyor. Onun için her söze ehemmiyet verme. Yani iyi niyetle gelmiş gibi kabul etme. Kayd-ı ihtiyat et. Bakayım, dinliyeyim aklıma yatarsa o zaman icabına bakarım. Evet.

-: İttifak ehl-i vifakın hakkı iken ve hilaf ehl-i nifakın lâzımı iken, neden bu hak oraya geçti ve şu haksızlık şuraya geldi?

             Elcevab: Bu elîm ve feci’ ve ehl-i hamiyeti ağlattıracak hâdise-i müdhişenin pek çok esbabından, yedi sebebini beyan edeceğiz.

– Burda bir tenbih var. Onu okuyayım mı?

Hulusi Bey: Oku.

-: Tenbih: Bu mübarek Isparta’nın medar-ı şükran bir hüsn-ü tâli’idir ki, ondaki ehl-i takva ve ehl-i tarîkat ve ehl-i ilmin -sair yerlere nisbeten- rekabetkârane ihtilafları görünmüyor. Gerçi lâzım olan hakikî muhabbet ve ittifak yoksa da, zararlı muhalefet ve rekabet de başka yerlere nisbeten yoktur.

Hulusi Bey: O gün, o zamandaki vaziyet buymuş. Bugün var. O zaman orada o kadar yoktu.  Gerçi hakikat tamamıyla hakkı ile vifak, ittifak yok ise de fakat büsbütün çığırından çıkacak vaziyette de değildi. Ama başka yerlere nisbeten o başka yerler arasında burası da var. Burası da var. Şimdi geçmişle geri kalma, istikbala da dalma, hal ile de dahi olma. Ya ne yapayım? Halinde sahibi ile ol. Halin sahibiyle ol. Geçmişin de geleceğin de halinde bir tek sahibi var. O’da Allah’tır. Allah’ın rızasını hedef ittihaz et. O’nun rızasını tahsili esas tut, ona göre hareket et. Şu halde işlerimiz de ihlas istiyorsak, Allah rızasını esas tutacağız. Kulun rızası değil. Allah sevgisine de geçen gün üç esas söyledik. Allah sevgisinin alameti neydi? Üçtü. Birincisi: Yazanlar açsın söylesin.

-: Hakkın rızasını halkın rızasından.

Hulusi Bey: Halkın rızasına tercih etmek. İki.

-: Dar-ı gurur olan dünyadan rağbeti kesmek.

Hulusi Bey: Dar-ı gurur olan dünyadan rağbeti. Yani artık, yani aldatılacak, aldanılacak bir  yerdir dünya, ona dar-ı gurur.

وَمَاالْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلاَّمَتَاعُ الْغُرُورِ

Meta’ul ğurur gibidir. Aldanılacak, aldatılacak bir yerdir. Aldanmamaya bakalım. Ona rağbet etmeyelim. Yani biz dünyaya geldik ki dünyayı bizden memnun mu edelim? Sual. Ne diyorsun Musa Hoca? Dünyaya kendimizi sevdirelim dünya bizden razı mı olsun?

-: Allah razı olsun.

Hulusi Bey: Demek ki dünyaya gelmekten gaye bu değil. Dünyayı elde etmek, dünyadan kendimiz, dünya bizden razı biz dünyadan razı olalım için mi geldik bu dünyaya? Yoksa bizi bu dünyaya getirenin bir gayesi mi var? Ne istiyor bizden? Bizi bu dünyaya niye getirdi? Ahir-ü ahiretimizi biliyor. Evvelimizi de biliyor, ahirimizi de biliyor. Neye saldı bu belalı dünyaya, bu ibtilâ âlemine niçin saldı? Bize, bir muahedemiz var ezelden.

اَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۜ  Ha ne dedik?  

-:    قَالُوا بَلٰىۚۛ

Hulusi Bey: Bakalım    قَالُوا بَلٰىۚۛ dediğin gibi duruyor musun? Şu âlemde, şu ibtila âleminde bizi hikmeti ile imtihana çekiyor imtihana. İbtila vermeden, ibtila vermezse biz nasıl bileceğiz ki bizi O imtihan ediyor? Bizi dünyaya çağıranların arkasından gitmeye zamanımız yok. Dükkânımı kapatayım, vazifeme gitmeyeyim mi? O demek değil. Dükkânını da kapatma, Allahtan gaflet etme, Allah’ın senin üzerine farz kıldığı vazifeni yap. Din kardeşlerinle güzel geçin. En mühim ibadetler arasındadır. Islah-ı beyn etmek, ıslahı beyn etmek. Peygamber aleyhisselatu vesselam. Zamanı geldikçe söylemekten duramıyorum, tekrar ediyorum kusura bakmayın.

-: Allah razı olsun, Allah sizden razı olsun.

Hulusi Bey: Evet. Ne diyor bak. Size nafile namazdan, nafile oruçtan ve sadakadan daha ehemmiyetli bir ibadetin vücudundan haber vereyim mi? Buyur ya resulullah. “Fedâke ebî ve ümmi ya resulullah.” diyoruz. Peygamber aleyhisselatu vesselam da bize kısaca bize şöyle buyuruyor. Islah-ı beyn etmek, ıslah-ı beynetmek. Mü’minler arasında ki çeşitli renklerle, şekillerle sokulmuş fesadı defetmek. Bizi Cenab-ı Hak tevhid bayrağı altında toplamış. O şeye iman ve İslam dairesinde sadakatle çalışalım. Hiç kimsenin aleyhinde değil, kimsenin beleş bezirgânlığını da yapmaya mecburiyetimiz yok. Dünya işi bir tarafa, ehline bırakalım, hevesi olanlara bırakalım. Mademki biz ehl-i Kur’an’ız diyoruz. Bize hitabı nedir Üstadın? Ey Kur’an’ın tilmizleri, Risale-i Nur şakirdleri diyor. Bizde lebbeyk diyoruz, ne buyuruyorsun? Onun sözünü dinliyelim. Lebbeyk demek buyur, emret! diyoruz. Bu eserin başında yazıyor. Yirmi birinci lem’a olarak buraya geçmiş. Leakal onbeş günde bir, on beş günde bir leakal en azında on beş günde bir okuyun diyor ihlası. Sizi umduğunuza nail edecek şey bu ihlastadır. Riyasız ameldedir, riyasız. Elimize sermaye olarak bir günde yirmi dört altın vermiş, sermayemiz budur. Nereye sarf ediyoruz. Hepsi dünyaya, hepsi dünyaya. Vallahi bir tane altını eğer şey etsen, aklımız varsa, o da şimdiki tabirle de Reşat altunu kimse götürüp küllüğe atmaz, çöplüğe atmaz. Bu nefesler hepsi kıymetli, bunların hepsini de Cenab-ı Hak bizi sorumlu kılacak. Allah bizi o şiddetli suala cevaba tabi tutulanlardan etmesin. Âmin. Habibine bağışlasın. Âmin.

سُبْحَانَكَ لاَ عِلْمَ لَنَا اِلاَّ مَا عَلَّمْتَنَا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَليمُ الْحَكيمُ

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ * وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَ *

 وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ

اَللَّهُمَّ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا صَلاَتَنَا وَصِيَامَنَا وَقِيَامَنَا وَقِرَاءَتَنَا وَرُكُوعَنَا وَسُجُودَنَا وتَشَهُّدَناَ وَتَضَرُّعَنَا * وَ تَمِّمْ تَقْص۪يرَنَا * وَلاَ تَضْرِبْ بِهَا وُجُوهَنَا

 يَا إِلَهَ الْعَالَمِينَ وَيَاخَيْرَ النَّاصِرِينَ يَا مَوْلاَنَا

٭اَللّٰهُمَّ سَلِّمْ د۪ينَنَا وَلاَ تَسْلُبْ وَقْتَ النَّزْعِ ا۪يمَانَنَا وَلاَ تُسَلِّطْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا

 مَنْ لاَ يَخَافُكَ وَلاَ يَرْ حَمُنَا وَارْزُقْنَا خَيْرَىِ الدُّنْيَا وَاْلاَخِرَةِ

 اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ٭

اَللّٰهُمَّ يَا مُفَتِّحَ اْلاَبْوَابْ اِفْتَحْ لَنَا خَيْرَ الْبَابِ٭اَللّٰحُمَّ يَا مُحَوِّلَ الْحَوْلِ وَ اْلاَحْوَالِ حَوِّلْ حَالَنَا وَحَالَ الْمُسْلِم۪ينَ بِفَضْلِكَ وَكَرَمِكَ اِلٰى اَحْسَنِ الْحَالِ

٭اَللّٰهُمَّ يَا خَفِيَّ اْلاَلْطَافْ نَجِّنَا مِمَّانَخَافْ٭

اَللّٰهُمَّ اَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اتِّبَاعَهُ وَاَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اجْتِنَابَهُ

اَللّٰهُمَّ اشْفِ مَرْضٰينَا وَارْحَمْ جَم۪يعَ مَوْتَانَا وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا وَذُنُوبَ وَالِدَيْنَا يَارَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ى صَغ۪يرًا٭

اَللّٰهُمَ احْفَظْنَا يَافَيَّاضْ مِنْ جَم۪يعِ الْبَلاَيَا وَاْلاَمْرَاضْ كَٓافَّةً عَٓامَّةً بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ٭

 وَ اٰخِرُ دَعْوٰينَا اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ٭

اَلْفَاتِحَةَ مَعَ الصَّلَوَاتِ٭

PDF Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız!

Bir önceki yazımız olan 85) 25. SÖZ/2. ŞU'LE:/2. NURU:/9.-10. SIRR-I BELÂGAT VE DUA DERS-3 başlıklı makalemizde 10. sırrı belağat ve 25.söz hakkında bilgiler verilmektedir.