6)BARLA LAHİKASININ YAZILMASI VE DİĞER HATIRALAR

6)BARLA LAHİKASININ YAZILMASI VE DİĞER HATIRALAR

 

 

Hulusi Bey; Nefsimin hoşuna gidecek şeyi bana söyletmeyin. Cenab-ı Hakkın lütfunu da saklamak istemem. Şimdi bizim küçük mektuplarımızı, hususi mektuplarımızı yirmi yedinci mektuba lahika yapmak istedi, bunu bir lahika olarak ilave etmek istiyorum istişare etmişti. Dedim ki “Güneş’in yanına mum yakmak gibi olmaz mı? Bizim sönük yazılarımızı bir mum vaziyetinde güneşin yanında, mum durur mu?” Fakat yazdı. İşte bugün isminden bahis ettiğimiz Hacı Sabri, Hacı Hoca Sabri Bedre’li. Onda fıtri bir nişanede vardır. Üstadın ayak parmaklarının ikisi bitişikti. Ayak parmaklarının ikisi bitişikti fıtraten. Hacı Sabri’de se o fıtri nişane varmış. Sabri Hoca’da onda da varmış. Sadık. Ne ise o lahikayı yazarken başında diyor ki bu iki zat yani biri ile öteki hem dostlukta hem kardaşlıkta, hem talebelikte birinciliği kazanmışlardır. O o zamandı o, şimdi Risale-i Nur şakirdi kabul edilsek öp başına koy Risale-i Nur şakirdi vasfı var mı bende?

-; Elhamdülillah

Var mı?

-; var efendim Eşhedü

Hulusi Bey; Eşhedü var amenna “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammedün resulullah.”

-; İşte kardeşim; hem senin hakkında, hem benim hakkımda, bahusus Kur’an hakkındaki hizmetimizde eskiden beri gördüğüm ve yazdığım ihsanat-ı İlahiye bir ikramdır; izharı, tahdis-i nimettir. Onun için sana karşı tahdis-i nimet nev’inden ikimizin hizmetimize ait muvaffakıyâtı yazıyorum. Biliyordum ki sende fahr değil, şükür damarını tahrik ediyor.

(Mektubat S. 33 )

-; Üstad numarayı vermiş.

-;Sizi vekil ediyor demek değil mi ?  

Hulusi Bey; Çalışalım bundan dolayı senin hizmetin çok büyüktür. Eğirdir’de ne hizmet ettim ki ben oradan ayrılırken: “Burada çok hizmet ettin, oralar sana daha muhtaçtır.” Şarka geldiğim zamanda öyle diyor. Ben ne yapayım birader. Ben orda bir hizmet ettim diyemem ki. Yalnız Risale-i Nuru yazdığım gün Cenab-ı Hak bir cemaat halk etti. Yazdığım gün akşamla yatsı arasında ders yapıyorduk. Hatta birisi gitmiş yanına Barla’ya. Demiş ki işte onu gördüm akşamla yatsı arasında ders yapıyordu. Sonra ben gittim dedi “Bir adam gelmişti oradan senin akşamla yatsı arasında Risale-i Nur okuduğunu söyledi.” Bende düşünüyordum ki sana hususi surette bazı evrat vereyim de devam edesin, fakat mademki akşamla yatsı arasında Risale-i Nura devam ediyorsun o kâfidir.” O zaman bu cevşen mevşen bir şeyler yok. Bize bazı şeyler tavsiye edecekmiş ki hususi surette onları da okuyalım. Fakat kendim gittiğim vakitte de Risale-i Nur kâfidir. Risale-i Nur kâfidir. Ondan sonra tamim ettiler.  Biliyorsunuz işte evet sabah akşamlarından sonra kelime-i tevhidin okunması, on bir kelimelik, akşamdan sonra her vakitte hususan akşamla yatsı arasında o altı

لاَ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنِّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ٭

رَبِّ اَِنِّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ ٭

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لاَ اِلهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ٭

حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ٭

لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللّٰهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ ٭

يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى ٭ يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى ٭

Şimdi biz bunların hepsini gördük geçirdik. O zaman devam ediyordum şimdi devam etmiyorum. Devam etmeyene ne faide. Şimdi kardeşim, hiç hakikati saklamıyorum. Ben bugünkü notumu şöyle veriyorum. Bir kazancım varsa cemaatın teveccühünden gelen onların ihtiyaçlarına Cenab-ı Hakkın lütfu ile bana gelen bir kuvve-i maneviyenin tesiri altında onların suallerine cevap, ihtiyaçlarına bir şey. Benden zuhur etmez. Cenab-ı Hakkın lütfu bundan başka bir şey yok. Ben bundan müşteki değilim memnunum müteşekkirim Cenab-ı Hakka. Şimdi o kalmış. O zat diyor ki eski Said yeni Said’e inkılap etti. Şimdi eski Hulusi vefattır,  yeni Hulusi de işte başınızın püskülü. Neyi var ki neyini medh etsin.  Neyi var ki neyini medh etsin.

-; Elhamdülillah her şeyi var.

Hulusi Bey; Yel kayadan bir şey götürmez. Yahu Üstad derse ki ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum derse ben veya bu şu zat ne hakla, ne cesaretle bana minnettar olun bana yerden temenna edin. Allaha şükür ki zerre kadar böyle şeye meylim yok. Kusurumu bana bildirmiş elhamdülillah. Ben cemaatin duasına kendimi muhtaç biliyorum. Cenab-ı Hak bizi istihdam ediyor yahu. İhtiyaçlara cevap verdiriyor.  Canım sen pabucu büyük müsün?  Estağfurullah ne pabucu büyük. Senin teveccühün benden sana verilmesi lazım gelen cevabı Cenab-ı Hak aktarıyor. Muti’ odur biz sailiz. Neyimiz var? Bazen bir ayet aklıma geliyor. Neredeydi, neredeydi başımı kaşır dururdum, ayet aklıma gelmez. Bazen de elli iki sene, elli üç sene,  geçende geçende yakın vakitte elli üç sene geçmiş bir şeyi öyle değil mi? Elli üç senelik hatırayı birden (1929 da ki) söylemek icap etti. Hiç söylememişim bir defa. Öyle ise biz varlığımızdan vaz geçelimde Cenab-ı Hak ihsanı ile bizi kıymete çıkarıyor. Lütfu ile, ona kanaat etsek iyi değil mi?

-; Efendim temellük etmesek istihdamı kabul etiğinizi emrettiğiniz gibi daha güzel oluyor. Temellük felakettir.

PDF Dosyasını İndir Oku

Bir önceki yazımız olan 5)SEN SÜNNET BİLMEZ, MÜ'MİNİN ARTIĞI başlıklı makalemizde SENSÜNNETBİLMEZ hakkında bilgiler verilmektedir.